''Bilen yapar. Az bilen akıl verir. Bilmeyen eleştirir.''

 

Beğendiklerim

Yaşamın her konusunda beğendiklerimi burada paylaşacağım. Fıkra, karikatür, köşe yazısı, bir ürün ya da hizmet... Yeterki beğeneyim!

 

Beğendim28 Mart 2013

Radyo ilef

Reklamsız, kaliteli müzik dinlemek isteyenlere, uzun zamandır dinlediğim ve beğendiğim Radyoilef'i tavsiyen ederim.  http://ilef.ankara.edu.tr/radyoilef/

 

Beğendim28 Aralık 2012

Bu sayfayı beğendiklerimi paylaşmak için oluşturdum. Ancak bu sefer beğenmediğim bir konseri paylaşacağım.

ALFA İzci

Binlece insanın heyecanla doldurduğu Arena Spor Salonu'ndaki, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın Yeni Yıl Konseri bence tam bir fiyasko idi. Cuba Percussion'un performansı bile durumu kurtarmaya yetmedi.

Bu fiyaskoyu; Çok uzun kuyruklarda bekleyerek salano girebilen insanlara, CSO'nun büyük bir ayıbı olarak nitelendiriyorum.

 

Beğendim26 Temmuz 2012

V Murat Balesi

Efes Pilsen'nin yeni ürünü "Unfiltered" i (modern filtre işlemlerinden geçmemiş) denedim. Buğulu görüntüsünü, yumuşak içimini ve çağlar öncesinden gelen lezzetini çok beğendim.

 

Beğendim7 Mayıs 2012

V Murat Balesi

Derneğin ''Renkler Herkes İçindir'' projesinin güzel bir toplumsal dayanışma örneği olduğunu düşünüyorum ve bu projeyi destekliyorum. Bilgi almak ve paylaşmak için; http://www.altinokta.org.tr ve http://www.renklerherkesicindir.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

 

Beğendim5 Mayıs 2012

V Murat Balesi

Tahtta 93 gün kalan, 28 yıl tutsak hayatı yaşayan V. Murad'ın hayatı, iki perdelik bale ile canlandırılıyor.

Deli diye tahtan indirilip Çırağan Sarayı'nda 28 yıl tutsak hayatı yaşayan ve bu sürede besteler yapan V. Murat'ın bale gösterisinin dünya prömiyeri 3 Mayıs'ta Ankara'da yapıldı.

5 Mayıs'ta ki ilk gösterimini izleme şansını yakaladığım bu baleyi çok beğendim. Dekor tasarımları bile muhteşemdi...

Çırağan Sarayı zindanlarında geçen 1876 ile 1904 arasındaki 28 yıllık yaşamı 90 dakikalık bale gösterisine çeviren kişi müzikolog Emre Arıca. Arıca, uzun araştırmalar sonucunda padişahın eserlerini de bulmuş. Hatta bazı eserlerini yurtdışındaki kütüphanelerden toplamış. Emre Arıcı, V. Murad balesinin öyküsünü şöyle anlatıyor: "İki yıl önce onun dördüncü kuşak torunlarından Osman Selahaddin Osmanoğlu'nun 70'inci yaş günü nedeniyle Bodrum'da bir konser sundum. Orada karşılaştığım Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürü Erdoğan Davran bana V. Murad'ın bestelerinden bahsetti. Ben de aklımda her zaman koreografiye yatkın bulduğum bu eserlerin bir baleye dönüştürülme düşüncesi olduğumu kendisiyle paylaşmıştım. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen'in de teklifime sıcak bakmasıyla kısa bir sürede librettosunu hazırladım."


Padişahın iki yüzü

Arıcı oyunun librettosundan söz ederken "V. Murad balesinde didaktik bir tarih sürecine sıkışmaktan ziyade, padişahın hapis hayatından bir gününün kesitinden geçmişe yapılan hatırlamalarla konuyu ele aldım. Sinir hastalığı esasta bir insanın kendi benliğiyle çatışmaya girmesi olduğuna göre, ben de Murad'ı balede iki karakter olarak düşündüm. Çırağan'da hapis hayatı süren gerçek Murad ve hayalinde bir türlü olamadığı o kuvvetli padişah V. Murad... İki karakter arasındaki tansiyonu geçmişinden hatırladığı mizansenlerle besledim. Tabii burada koreografiyi hazırlayan Armağan Davran ve Volkan Ersoy'a çok büyük bir mesuliyet düştü. Müzikleri araştırıp, ortaya çıkartıp tesbit ettim, konuyu yazdım, ama onlar bu eseri daha da soyut bir boyutta, kelimelerle dillendirdiğimi, figürlerle ifade ederek hayata geçirdi" diyor.


Sultan v. Murad'ın hayatı

93 günlük kısa saltanatıyla tarihimizde en az tahtta kalmış hükûmdarı unvanına sahip ve geçirdiği sinir krizleri nedeniyle 'deli padişah' olarak Çırağan Sarayı'na kapatılan V. Murad ölümüne kadar geçen 28 yıl boyunca burada hapis yattı. Amcası Sultan Abdülaziz yerine, 30 Mayıs 1876'da tahta çıkartıldığında sinir buhranları geçirdi. Ancak V. Murad son derece kültürlü, zarif ve sanatkâr ruhlu biriydi. Tahttan indirildikten sonra Çırağan Sarayı'na ailesiyle birlikte kapatıldı. 1904'teki vefatına kadar burada hapis tutuldu. Sabık padişah, Çırağan'daki günlerini daha çok kitap okuyarak ve piyanosu başında ailesine ithafen şaşırtıcı derecede neşeli besteler yaparak geçirdi. El yazması notaları üzerine Çırağan'daki tutuklu hayatına dair Fransızca notlar da düştü. Besteleri şimdi onun hayatına göndermeler yapan bir sahne eserine dönüştürüldü.


İki koreograf birlikte çalıştı

Eserin koreografisini Ankara Devlet Opera ve Balesi Bale Başkoreograflığı yapan Armağan Davran ile bir dönem aynı yerde bale başöğretmenliği yapan Volkan Ersoy birlikte yaptı. İki sanatçı bu durumu "Dünyada çok örneği olmayan bir özellik var. Bu eser, iki koreografın imzasını taşıyor. Yıllardır aynı sahneyi paylaşmamız nedeniyle birbirimizi tamamladık. Zor olarak görünse de inanılmazı gerçekleştirmek gibi bir durum söz konusu. Düşünün ki; bir resmi iki ressamın yaratması veya bir şiiri iki kişinin kaleme alması gibi bir şey" diye yorumluyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi Başdekoratörü Savaş Camgöz Çırağan Sarayı'nda araştırmalar yaptı. O döneme ait yayınları buldu. Saray tiyatrosu içerisinde yapılmış bir ilüzyon gösterisini eserde kullanarak, bu konuda sahne illüzyonisti Kubilay Tuncer'den yardım aldı.


Emre Aracı kimdir

1968'de Ankara'da doğdu. Nişantaşı Anadolu Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden sonra Londra'ya gitti. Orada Kingsway College'da klasik Batı müziği eğitimine yöneldi. Londra Okulları Senfoni Orkestrası'na katıldı. Kabul edildiği Edinburgh Üniversitesi Müzik Fakültesi'nin ardından Lady Lucinda Mackay ve Inchcape Vakfı bursuyla doktora derecelerini aldı. Edinburgh Üniversitesi Yaylı Çalgılar Orkestrası'nı kurarak beş yıl şefliğini yaptı. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Avrupai müzik geleneği üzerine yoğunlaştı. 1999-2001 yıllarında Cambridge Üniversitesi'ne bağlı Skilliter Osmanlı Araştırmaları Merkezi'nde çalıştı. Türk edebiyatı ve tarihi dersleri verdi. Osmanlı devri ve çağdaş Türkiye'nin müzik kimliğini ele yazdığı makaleler birçok yerli ve yabancı dergi ve gazetede yayımlandı. Oxford, New York, Viyana ve Ottawa Üniversiteleri, British Museum ve Royal Academy of Arts'ta tebliğler sundu. Londra'da Osmanlı Saray Müziği Akademisi Orkestrası kurdu. Çeşitli albümler yaptı. Bir keman konçertosu yazdı. Halen İngiltere'nin Kent bölgesinde yaşıyor.


Bale içinde bale


İki Murad karakteri gibi, birinci perdede iki bale var. Daha doğrusu Murad şehzadeliğinde babası Sultan Abdülmecid ile birlikte gittiği ve bugün ne yazık ki yerinde olmayan Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu'ndaki bir bale temsilini hatırlıyor. Buranın dekorunu hazırlamak için Savaş Camgöz çok emek sarf etti. Bu yitik tiyatronun bugün elimizdeki tek görsel olan Fransız L'Illustration'daki gravürden yola çıkarak yeniden yaratıldı. Esasında bütün baleyi organik bir bağ olarak Murad'ın yaşadığı dönemde İstanbul'a da sıklıkla gelip gitmiş olan, İstanbul doğumlu Chevalier August d'Adelburg'un Sultan Abdülmecid'e ithafen bestelediği ve matbu notasını Viyana'da bastırdığı beş bölümlü 'Aux Bords du Bosphore' (Boğaziçi Kıyıları'nda) dramatik ve lirik senfoni-fantezisi kenetliyor. Boğaz kıyısında rüyalı ve efsunlu bir yolculuğu anlatan bu eser balenin esasta bir rüyaya dayalı düşsel yapısıyla da mükemmel bir şekilde bütünleşti. Sultan Murad'ın piyano öğretmeni Guatelli Paşa'nın besteleri hatta onun Murad'a ithaf ettiği Élegie - Sermüezzin Rifat Bey'in tahta çıkışı için bestelediği Prière, Bartolomeo Pisani ve Charles d'Albert'in besteleri de hazırladığım orkestrasyonları balenin akışına göre yer yer tekrar düzenleyen ve eseri idare eden şef Bujor Hoinic'in elinden geçti. Sultan Abdülaziz'in bestesi La Gondole Barcarolle'u ise sisli bir İstanbul sabahında tahta indirilişini müteakip kayıkla sürgüne götürüldüğü sahnede kurguladık. V. Murad'ın pek çok bestesi arasında balede büyük orkestrasyonla çalınacak iki görkemli valsinin bilhassa çok ilgi uyandıracağını düşünüyorum. Üç eserimiz için maestro Bujor Hoinic'in yardımına ihtiyaç duyduk. Sultanların bestelerini ve ona ithaf edilen bestecilerin eserlerini yeniden baleye uygun halde birlikte düzenledik.

 

Beğendim15 Nisan 2012

impeesa izci

Ankara'da faaliyet gösteren Başkent Spor Kulübü bünyesinde yeni bir izci grubu kuruldu.

Son bir yıldır kuruluş çalışmaları devam eden yeni izci grubumuz "İMPEESA İZCİ GRUBU" faaliyetlerine başladı.

Yeni İzci Grubunun grupbaşlığını; 2001 yılından beri Ankara'da izcilik faaliyetlerine katılan efsanevi liderimiz Cansın YILMAZ yapmaktadır.

Amacımız; Çocukları ve gençleri Atatürk İlke ve İnkilapları doğrultusunda toplum içinde belli vasıf ve karaktere sahip, yapıcı bir ruhu olan, kanunlara saygılı ve disiplinli, başkalarını düşünen, topluma hizmet etmekten zevk duyan, yurduna ve milletine bağlı, insanlara karşı dürüst ve iyi niyetli, gerekli el becerilerine sahip, kendine güvenip sorumluluk almaya hazır ve istekli, sağlıklı ve olumlu düşünen, doğa ve kültür eserlerini koruyan iyi bir vatandaş olarak yetiştirmektir.

Bu konu ilginizi çekiyorsa lütfen iletişime geçiniz.

 

Beğendim14 Nisan 2012

29. Ankara Müzik Festivali

Modern dansın önde gelen koreografları uluslararası dolaşımda yer almakta, özellikle Amerika ile Kıta Avrupası arasında sık yapıt değişimleri yaşanmaktadır. Avrupa'da özellikle Almanya, içinde bale topluluğu, opera ve tiyatronun yer aldığı devlet sahnelerinin çokluğunun da etkisiyle, modern dans alanında özel bir ülke olarak ortaya çıkmaktadır. Augsburg'daki Operaevi'nin sürekli topluluğu olan, Robert Conn yönetimindeki Ausburg Ballet Theatre da, mükemmel repertuarı ve yaratıcılığa verdiği önem ile tanınıyor. Bu neo-klasik/çağdaş topluluk dünyaca tanınan sayısız ustanın koreografilerini sahnelemiştir.

29. Uluslararası Ankara Müzik Festivali kapsamında sahne alan Augsburg Ballett Theatre dans topluluğunun gösterisini hayranlıkla izledim ve çok beğendim.

 

Beğendim13 Nisan 2012

Bir yaz gecesi rüyası

Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu'nun (MDT) Shakespeare'in erken dönem romantik komedya romanından dans sahnesine aktarılan yapıtı ''Bir Yaz Gecesi Rüyası''nı dün gece izledim.

Bu güzel eserin koreografisini Münih Tiyatrosu Direktörü Hans Henning Paar'ın üstlenmiş. Eserin dekorunu Talat Ayhan, kostümleri ise Gazal Erten tasarlamış.

Işık düzenini Fuat Gök'ün hazırladığı yapıtta Müge Güleşen, Aslı Güneş Sümer, Deniz Alp, Hakan Odabaşı, Misket Alkım, Yıldız Kaplan, Zeynep Körpeoğlu, Nazlı Dirin, Özlem Özükan, Özlem Özdemir, İlke Sayıner, Beste Üstün, Seda Özyalçın, Anna Akabalı, Nisan Yazgülü Ter, Kerem Ünal İnanç, Emrah Keskin, Ali Akabalı, Mert Okutan, Burhan Yücel, Eftal Dirlik, Hakan Özenalp ve Oğulhan Öztürk görev almışlar.

Dansçıların 1960 ve 1970'li yıllara ait bol paçalı pantolonlar, geniş yakalı dar gömlekler ve renk renk elbiselerle sahne aldığı yapıt, The Doors'un, ''Whisky Bar'' adlı parçasıyla açılıyor. Eserin yazıldığı 16. yüzyıldan 20. yüzyıla taşınan eser, koreograf Paar'ın yorumuyla Shakespeare'in romanını modern dans sahnesine getiriyor.

İzlenmesi gereken bu tek perdelik modern dans gösterisini beğeneceğinizi düşünüyorum.

 

Beğendim10 Nisan 2012

Cumhuriyet Gazetesi'nde okuduğum bu haberin önemli olduğunu düşünüyorum.

Kalp Sağlığı Hakkında 10 Hurafe

Kalp Sağlığında 10 Hurafe

1. Yanlış: Tansiyon yükselince limon suyu içilmeli

Doğrusu: Halk arasında, tansiyon yükseldiğinde limon veya greyfurt suyu içmenin kan basıncını düşürdüğüne dair yaygın bir inanış var. Oysa yapılan birçok büyük ve detaylı çalışmada, bu meyve sularının direkt olarak tansiyon düşürücü etkileri gösterilmemiş. Sadece limon veya greyfurt suyunun tansiyon düşüren bazı ilaçların etkinliğini artırdığı ortaya konmuş.


2.Yanlış:  Kalp hastaları egzersiz yapmamalı

Doğrusu: Sanılanın aksine kalp hastaları damarlarının açık olup olmamasına ve kalp yetersizliklerinin derecesine göre egzersiz yapabilirler. En yararlı kardiyovasküler egzersiz şekli ise hızlı yürüyüş veya yavaş koşu gibi izotonik egzersizler. Ağırlık kaldırmaya veya vücuda yük bindirmeye yönelik egzersizler ise kardiyovasküler açıdan pek yarar sağlamadığı gibi bazı hastalarda zararlı bile olabiliyor. Ancak egzersize başlamadan önce mutlaka efor veya egzersiz testi yapılmalı ve hekimin önerilerine uyulmalı.


3. Yanlış:  Sarımsak, soğan kalp damar hastalıklarından koruyor

Doğrusu: Sarımsak, soğan, nar, yaban mersini, marul, mercimek, lahana, kızılcık, çilek, ıspanak ve brokoli gibi birçok meyve ile sebzede bulunan flavonoidlerin sağlıklı bir kişiyi  kalp damar hastalıklarından koruduğuna inanılıyor. Oysa özellikle flavonoidler olarak bilinen ve sülfür içeren bu bitkisel maddelerin koruyucu etkileri konusunda yeterli veri mevcut değil. Bu nedenle ilaç gibi görülüp damar hastalıklarını, kalp krizini veya kalp yetersizliğini azaltmak gibi amaçlarla kullanılmaları henüz tavsiye edilmiyor.


4. Yanlış: Tereyağı zararsızdır

Doğrusu: Sağlıklı olduğu için yemeklerimde tereyağı kullanıyorum… Ekmeğine bol tereyağı sürmeyi unutma... Bu cümleleri pek çok kişiden duymuşsunuzdur kuşkusuz. Oysa sanılanın aksine yemek pişirirken veya kahvaltıda tereyağı ile katı yağlar kullanılmamalı. Çünkü besin değerleri yüksek olmalarına rağmen çok yoğun oranda ağır zincirli ve doğmuş yağlar içermeleri nedeniyle bu yağların damar sertliğini artırma olasılığı yüksek. Dolayısıyla sık veya aşırı tüketilmeleri kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor.


5. Yanlış: Çikolata ve kahve kalp ile damarları koruyor

Doğrusu: Bitter çikolata ve kahvenin kalp damar hastalıkları açısından bir miktar yararı olabileceğine ilişkin çalışmalar var. Ancak bunların kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etkileri olduğuna yönelik bilimsel olarak yeterli ve güvenilir veriler henüz mevcut değil. Üstelik özelikle kalp yetersizliği, kalp damar tıkanıklığı veya ritim bozukluğu olan hastaların aşırı çikolata ve kahve tüketiminden kaçınmaları gerekiyor. Çünkü bu besinleri aşırı tüketmek hastalığın artmasına ve normal sakin seyreden hastalık halinin bozulmasına neden olabiliyor.


6. Yanlış: Kalp hastaları yumurta yememeli

Doğrusu: Yumurtanın özellikle sarı kısmında yüksek oranda protein ve kolesterol doymuş yağ asitleri mevcut. Örneğin bir yumurtada yaklaşık 5-6 gram doğmuş yağ bulunuyor. Bu yüzden de kalp hastaları yumurta yemekten çekiniyor. Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine bu grup hastaların haftada 2-3 yumurta yemelerinde bir sakınca yok. Ancak bu miktardan aşırıya kaçtıkları takdirde ise kolesterol değerlerini yükseltmeleri kaçınılmaz oluyor.


7. Yanlış: Cinsel ilişki kalp hastalarında krize neden olur

Doğrusu: Halk arasında kalp hastalarının cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçireceklerine dair yaygın bir inanış daha var. Oysa bu  grup hastaların cinsel ilişkiden kaçınmaları gereksiz. Çünkü cinsel aktivite de aynı zamanda hastanın psikolojik ve sosyal hayat
adaptasyonu bakımından önemli. Ancak hastalar kalp yetersizliğinin derecesine,  kalp damarlarının durumuna ve hekiminin önerisine göre cinsel yaşamlarını daha güvenli hale getirmeliler. Örneğin bu grup hastalar cinsel gücü artıran ilaçları kullanmadan önce mutlaka kardiyologlarından gerekli iznini almalı ve kardiyovasküler kondisyon testi
yaptırmalılar.


8. Yanlış: Antioksidan takviyeler kalp damar hastalıklarında koruyor

Doğrusu: Doğal antioksidan tüketimi fazla olan toplumlarda kalp damar hastalıklarının görülme oranı azalıyor. Ancak ek tedavi olarak denenen probucol, beta karoten, C ve E vitamini gibi antioksidanların koroner ateroskleroz gelişimini engelleyebileceğine dair çok sayıda çalışma olsa da, rutin kullanımını öngördürecek kadar bir veri henüz yok.
Bilimsel çalışmaları ışığında kabul edilen bulgulara göre; kardiyovasküler hastalıklardan ve komplikasyonlardan korunma konusunda, postmenapozal hormon replasman tedavisi, C vitamin desteği, E vitamin desteği, KoenzimQ tedavilerinin anlamlı bir yararı olmadığı gösterildi.


9. Yanlış: B12 vitamini ve folik asit takviyesi kalp damar sertliğini hafifletiyor

Doğrusu: Aterosklerotik damar hastalığı için 15 mol/lt üzeri plazma homosistein düzeyleri yeni bir bağımsız risk faktörü olarak tanımlandı. Bu düzey üzerinde homosistein bulunanlarda 5 yıl içinde miyokard enfarktüsü geçirme riski 3.4 kat artıyor. Diyetle B12 ve folat suplemantasyonu yapılan hastalarda homosistein düzeylerini düşürmenin mümkün olduğu yeni çalışmalarda gösterildi. Ancak son yıllarda yapılan geniş ölçekli çalışmalarda homosistein seviyesin düşürmenin aterosklerozun seyrini değiştirmediği ve kardiyovasküler ölümleri azaltıcı etkisinin olmadığı gösterildi. Bu konuda yeni yapılan çalışmalarda da gerek folat, gerekse B6 ile B12 kullanımının ve dışarıdan ek olarak bu vitaminleri almanın kardiyovasküler olayları ve ölümleri azaltmadığı ortaya kondu.


10. Yanlış: Balık yağı takviyesi kalp damar hastalıklarından koruyor

Doğrusu: Omega-3 yağ asitleri içeren diyetler pıhtı oluşumunu azaltıp damarları genişletmek, trigliserid seviyesini düşürmek, ileri kalp yetersizliği olanlarda aritmiyi azaltmak ve kan basıncını düşürmek gibi çok önemli yarar sağlıyorlar. Amerikan Kalp Cemiyeti de beslenmede günde ortalama 1 gram kadar omega yağ asidi alınmasını öneriyor. Bunun en iyi ve en sağlıklı yöntemi ise omega yağlar içeren beslenme şeklini benimsemek ve özellikle düzenli balık tüketmek. Tedavi kılavuzlarına göre de haftada 2 kez balık tüketmek gerekiyor. Ancak yapılmış olan çok önemli çalışmalarda her gün balık yağı takviyesi almanın kalp damar hastalıklarını önlemede belirgin bir yararı olmadığı ortaya kondu.

 

Beğendim

Bu karikatüre bitiyorum :))

 

Beğendim Google ın yeni uygulaması i beğendim. Çok popüler olabilir.